Son Kale: Çanakkale Savaşı - Kale Gündem - Haberler - Son Dakika Haberleri - Malatya Kale İlçesi
DOLAR

32,5262$% 0.19

EURO

34,7657% 0.01

STERLİN

40,5889£% 0.21

GRAM ALTIN

2.486,57%1,00

ÇEYREK ALTIN

4.250,00%0,32

BİTCOİN

2064643฿%3.53074

İmsak Vakti a 02:00
Malatya AÇIK 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Son Kale: Çanakkale Savaşı


Kale Gündem – Çanakkale Savaşı, Müslüman milletinin Anadolu’daki kaderini belirleyen en önemli savaş olması bakımından bizim tarihimizde olduğu kadar dünyada emperyalist güçlerin mağlubiyete uğrayarak, sömürülen milletlere umut ışığı olması bakımından dünya tarihinde de önemli bir yere sahiptir. Çanakkale Savaşı, Müslüman milletinin tüm yoksulluk ve yoksunluklara rağmen azminin, vatan sevgisinin ve imanının modern teknolojiye sahip devasa ordulara nasıl galip geldiğini gösteren olağanüstü şartların savaşı olmuştur.

Çanakkale Cephesi’nin açılışı, İngiltere ve müttefikleri için bir günde verilmiş karar olmadığı gibi tek sebebe de dayanmamaktadır. İngiltere’nin kendi güvenliği çerçevesinde İstanbul’a Rusya’dan önce hâkim olma düşüncesi cephenin acelece açılmasında önemli bir etkendir. Çanakkale’ye seferin bu görülen sebepleri yanında savaşa katılanların yüklediği başka anlamlar da vardır. Karşılıklı siperlerin birkaç metreye kadar indiği, ölümün hayat kadar sıradanlaştığı zaman ve mekânda savaşa katılanların gaye-i hayalleri başkadır: Amerikalı bir yüzbaşının notlarında; “…Türkler gibi medeniyet sahibi olmayan bir milletin elinde bulunan Avrupa’nın bu son kalesi…” yani İstanbul ele geçirmek için yapılmaktadır.

Almanlar, Akdeniz’deki Goeben ve Breslau zırhlılarına derhal İstanbul’a intikal emri verir. Amiral Wilhelm Anton Souchon komutasındaki bu kruvazörler, Ege’yi İngilizler’ in takibinde geçerek Çanakkale’ye gelirler. 10 Ağustos 1914 günü Almanya’ya ait Goeben ve Breslau gemilerine Boğaz’dan geçiş izni verilmesi, Osmanlı’nın tarafsızlığını olumsuz yönde etkiler. Bir süre sonra Osmanlı Devleti tarafından bu gemilerin satın alındığı açıklanır. Amiral Souchon komutasındaki filo, Karadeniz’e çıkar.

İstanbul’a Rusya’dan önce hâkim olabilme fırsatını İngiltere’ye 1914 yılı ekim ayı sonunda yaşanan hadiseler verecektir. 29 Ekim 1914’te Karadeniz’de Goeben ve Breslau gemilerince Sivastopal ve Odessa Rus limanlarının bombalanmasından sonra İngiliz Akdeniz Filosu ise bir misilleme olarak 3 Kasım 1914’de Seddülbahir ve Kumkale tabyalarına ateş açar. Seddülbahir’de cephaneliğin patlaması üzerine 5 subay 81 er şehit olur, 23 er yaralanır. Bu bombardımandan sonra gelişen olaylar öteden beri Boğaz’a bir harekât için hazırlık yapan İngiliz Hükümeti’ne yeni fırsatlar vermiştir. Kafkaslar’da zor durumda kalan Rus Çar’ının, 2 Ocak 1915’te İngiltere’nin Saint Petersburg Büyükelçisi Sir George Buchanan’dan “Lord Kichner’in Osmanlılara karşı karada veya denizde bir askeri gösteride bulunup bulunamayacağını” sorması İngiltere için bulunmaz bir fırsat olur.

Bu çağrı üzerine harekete geçen İngiliz hükümeti 13 Ocak’ta Savaş Konseyi’nde “Hedefi İstanbul olmak üzere, Gelibolu Yarımadası’nı topa tutmak ve almak için şubatta bir sefer için hazırlıklara başlama” kararını alır. Bu süreçte en aktif politikacı ise İngiliz Deniz Bakanı Winston Churchill’dir. Savaş Konseyi’ni, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu şartları ve İstanbul’un Türkler için önemini anlatarak ikna eden de kendisidir. Ona göre İstanbul’un düşmesi ile Osmanlı Devleti’nin düşmesi aynı şeyi ifade etmektedir. Akdeniz’deki Donanma komutanı Amiral Carden’in planına göre önce Boğaz’ın girişi, daha sonra sırası ile merkez ve iç tabyaları susturulacak ve mayınlar temizlenecekti. Sonraki aşama da hedef ise İstanbul’a ulaşmaktı. Kâğıt üzerindeki bu basit planın konseyin ikna olması için yeterli olacağı düşünülüyordu. 19 Şubat 1915’te Boğaz dışında İngiliz ve Fransız 11 zırhlı, 3 kruvazör ve muhtelif gemilerden oluşan filo giriş tabyaları Seddülbahir, Ertuğrul, Kumkale ve Orhaniye Tabyalarını bombalayarak ağır zayiat verdirilmiştir. Hava muhalefeti nedeniyle ara verilen harekât 25 Şubat’ta tekrar başlamış, yapılan bombardımanda giriş tabyaları tamamen susturulur. 19-25 Şubat 1915’teki Boğaz harekâtı ile Amiral Carden’in planının ilk aşaması gerçekleşmiştir: Boğaz’ın giriş tabyaları susturulmuş, sıra Boğaz’ın merkez tabyalarına gelmiştir.

18 Mart’a kadar giriş istihkâmlarının düşürülmesi, Müttefik Donanma’da Boğaz’ın geçilmesi hususunda bir ümit uyandırmış, Rusya ve Balkan devletleri üzerinde büyük bir tesir meydana getirmiştir. Romanya ve İtalya’dan İtilâf devletlerine sıcak mesajlar gelmeye başlamış, Bulgaristan ise bu durum karşısında Merkezî devletlerle görüşmelerine son vermiştir.

18 Mart 1915 Perşembe sabahı, 270.000 ton tutarındaki 247 ağır topa sahip zırhlı gemiler armadası, 3 hat halinde Türk Topçu Tabyalarını bombardımana tutarak Boğaz’a girmeye başladılar. Saat 10:30’da filonun en kuvvetli 4 yeni İngiliz zırhlısından oluşan birinci gruba verilen hedef, Boğaz’ın en dar yerindeki Çimenlik ve Kilitbahir Kaleleri’nin tahrip edilmesi, Kepez-Soğanlıdere arasında mayın kontrol ve temizlik taramasının desteklenmesiydi. Saat 11:00’den itibaren de Queen Elizabeth’in 38 cm.lik dev topları Anadolu Hamidiye Tabyası ile Çimenlik Kalesi’ni hedef alarak ateşe başladı. Bu sırada ilk grupta bulunan İngiliz Agamemnon, Lord Nelson ve Inflexible Zırhlıları da Rumeli Hamidiyesi ve Kilitbahir Kalesi’ni hedef almıştı. Fransız Bouvet Zırhlısı Dardanos, İngiliz hedef taksimi tamdı. Henüz hiçbiri, ateş altındaki tabyalarımızın top menzili içinde değildi.

Çanakkale Boğazı’nı geçip İstanbul’a girmek için sabırsızlananlar, geldikleri gibi değil, çelik devleri ateş ve alev yığınları halinde tarihin gördüğü ender perişanlık içinde zafer umutlarını ve gururlarını Çanakkale’nin sularına gömerek geri dönmüşlerdi.

Türk Ordusu’nun zaferiyle biten günün bilançosu ağırdı. Müttefiklerin 3 çok değerli zırhlısı batırılmış, 4 zırhlısı ağır yara almış, beraberinde 666 denizci soğuk sulara gömülerek ölmüş ve 134 denizci yaralanmıştır. Ayrıca 7 adet düşman mayın tarama gemisi batırılmıştır. Türk tarafında ise 44 şehit verilmiş, bu arada 74 Türk ve 19 Alman yaralanmıştır. Elden çıkan top sayısı 4’tür. Zamanın şartlarında dünyanın en modern zırhlıları, bol cephaneli ağır toplarıyla Boğaz tabya ve bataryalarına gün boyunca sürdürdükleri bombardımanlarla, Boğaz’ı cehenneme çevirmişlerdi. Ama sonuçta, savaş gücünün 1/3’ünü kaybeden yine bu güçlü armada olmuştu.

18 Mart 1915’te denizde aldıkları büyük hezimetten sonra donanmanın geçişini engelleyen bataryaları etkisiz bir hale getirme amacıyla kara savaşlarını başlattılar. Başkomutanlığın kara muharebeleri için 5. Ordu kurulup başına Alman Mareşal Liman von Sanders getirildi (26 Mart 1915). Liman Paşa, amfibi kara çıkarmasını Bolayır ve Anadolu kıyılarından beklediği için, iki tümeni Bolayır’da, iki tümeni de Kumkale civarında tutmayı uygun buldu.

İtilaf Devletleri’nin çıkarma planı; Seddülbahir ve Kabatepe ile Arıburnu arasındaki bölge olarak kararlaştırılmıştı. Ağırlık merkezi Seddülbahir bölgesiydi. Asıl çıkarma yeri hakkında Türkleri yanıltmak ve bu bölgelerdeki Türk kuvvetlerini yerlerine bağlamak maksadıyla Saroz Körfezi ile Anadolu yakasındaki Kumkale ve Beşike bölgelerine yanıltma harekâtı düzenlenecekti. General Hamilton komutasındaki İtilaf Devletleri birlikleri; 1 Fransız tümeni, 1 deniz tümeni, İngiliz 29. Tümen ve 2. Anzak Kolordusu. Fransız Tümen’inin bir tugayı Müstemleke, diğer tugayı ise Anavatan tugayından teşkil edilmiştir. Müstemleke Alay’larının bir taburu Fransız, iki taburu ise Senegalli askerlerden oluşmuştur. Anzak Kolordusunun bir tümeni Avustralya ile Yeni Zelandalı askerlerden, diğer tümeni ise Avustralyalı askerlerden oluşmuştur. Düşmanın bu birlikleri içinde; 60 tabur ve 40 topçu bataryası vardı. Ayrıca, 72 uçağı ile çıkarmayı denizden destekleyecek çok sayıda savaş, nakliye, çıkarma sandalları ve çeşitli gemileri bulunmaktaydı. Mayıs ayında, İtilaf Devletlerinin kara ordusuna bir Fransız tümeni ile bir Hint tugayı katılmıştır25 Nisan 1915 sabahı Müttefik kuvvetler, Seddülbahir ve Arıburnu’na donanmanın ateş desteği altında asker çıkarmaya başladılar. Bu arada düşman gemileri Saroz Körfezi ile Anadolu yakasındaki Kumkale ve Beşike’deki Türk mevzilerini bombardımana başladı. Saroz ve Kumkale bölgelerine aldatma amacıyla asker çıkarıldı ise de, aynı günün gecesi düşman askerleri adeta ağır yumruk alarak geriye çekilmişlerdi.

Çanakkale cephesinde Osmanlı tarafında 11.178 kayıp askerden bahsedilmektedir ki, bunların büyük çoğunluğu İngilizler ve Fransızlara esir düşmüşlerdir. Çanakkale cephesindeki savaşta Fransızlara esir düşen binlerce Osmanlı askeri vardı. Bu askerlerimiz önce Limni adasının Mondros şehrinde tutulmuşlar buradan Korsika Adasına sonra da çeşitli işlerde çalıştırılmak üzere Fransa’ya götürülmüşlerdir. Bu bağlamda 1158 asker Fransa’daki çeşitli çalışma kamplarına götürülmüştür. Bunların yanında bu dönemde Fransa’da yaşayan sivil Türk vatandaşlar da, Osmanlılar Fransızlarla savaşa girdiği için düşman sayılarak, 1915 Ocak ayından itibaren toplama kamplarına alınmaya başlanmış ve bu sayı Şubat 1917’de 324’e ulaşmıştır

Bu savaşla ya serin sulara batmış, ya toprağa yatmış ve oldukça da ağır yara almışlardı. On binlerce askerlerinin de canları heba olarak ölüp gittiler. Osmanlı tarafında da yara büyük ve ağırdı. Şehitlerin, kayıpların haddi hesabı yoktu. Bu bir yıllık savaşla tarihler kaydetti ve gelecek lanetledi. Acı yüklü, kan yüzlü zamanın kör kuyularında karanlığa saplanarak hayal kırıklığına uğramışlardı. Denizden ve karadan Türk Ordusu duvar olup geçit vermedi. Duvar kanla yıkanarak günümüze ulaştı.

Tarihin kaydettiği bu acı mirasın savaşı. Ne ummuşlardı ve ne buldular: Kayıp ve Yenilgi…

*Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Kale Gündem Gazetesi’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Kanlı Er Meydanı: Birinci Dünya Savaşı

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.