Salih Doğan yazdı: “Kadim kültürlerin mekânı: Mardin(4)” - Kale Gündem - Haberler - Son Dakika Haberleri - Malatya Kale İlçesi
DOLAR

32,9447$% 0.14

EURO

35,8754% -0.01

STERLİN

42,5998£% 0.09

GRAM ALTIN

2.540,56%0,24

ÇEYREK ALTIN

4.174,00%-0,05

BİTCOİN

2206836฿%-0.71439

Öğle Vakti a 12:38
Malatya AÇIK 32°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Salih Doğan yazdı: “Kadim kültürlerin mekânı: Mardin(4)”

Kale Gündem – Bugün ziyaret planımızda Kırklar Kilisesi, Zinciriye Medresesi, Sabancı Müzesi ve son olarak Deyrulzafaran Manastırı var…

Kırklar Kilisesine gidiyoruz müzenin yanından devam edip taş sokaklar arasından ulaşıyoruz kiliseye. Lakin kapı duvar! Mecburen dönüyoruz çünkü kapalı… Son zamanlarda pek açık olduğu da görülmezmiş zaten, sorduklarımızın bize söyledikleri bunlar maalesef…

Bu burukluğun ardından bir çayı hak ettiğimize karar veriyoruz. Güne geç başladık bugün. Dünden onca yürüyüş, inme ve çıkmalar beni yorgun düşürmüştü. Sabancı Müzesini gezmezden önce Atilla Çay Bahçesi’nde Mardin panoramasına karşı kaçak çay içmek ve biraz müzik dinleyip dinlenmek istiyoruz… Çay iyi geliyor… Biraz internet ve Hüseyin’le biraz sohbet… Çünkü Furkan’ın başka bir randevusu olduğu için bize eşlik edemedi bugün. Onun yerine bugün Mahmut eşlik edecek  bana…

Zinciriye Medresesi: Caddeden yukarı nefes nefese 88 basamakla çıktığım dimdik taş merdivenlerin sonunda başımı yukarı kaldırdığımda muhteşem bir mukarnaslı kapı, dilimli kubbeleri ile iki avlu ve iki kattan oluşan bu muhteşem medrese, 1385 yılında yaptırılmıştır. Melik Necmeddin İsa Bin Muzaffer Davut Bin El Melik Salih tarafından inşa ettirilmiştir.

Medresede Sultan İsa Türbesi ve birçok eski kitabe mevcut. Medrese aynı zamanda rasathane olarak kullanılması dolayısıyla yüksekte kurulmuş. İçindeki mescid kısmının mihrabı ve taş kapı tek kelime ile muhteşem… Mihrapta kullanılan parıldayan kuvars taşlar, insanı hayretler içerisinde bırakıyor… Işığı yansıtan şeffaf taşlar hem şık bir estetik sunuyor hem  de serinlik veriyor… Aynı zamanda Sultan İsa’nın türbesi medrese içerisinde girişte sol tarafta bulunuyor. Zinciriye ismi ise şuradan geliyormuş: Mardin’deki Ulu Cami’nin iki minaresi arasına gerilmiş olan bu minarelerden biri Timur tarafından tahrip edilince bu zincir rivayete göre bu medresenin iki kubbesi arasına gerilmiş. Bundan sonra Medrese Zinciriye ismiyle anılır olmuş… Medreselerde bir çeşme ve bir havuz bulunur bu yapılarda sembolik ve felsefi bir çağrışım mevcuttur: İnsan doğar (çeşme). Bu çeşmeden akan su önce küçük bir havuza ve oradan da ortadaki büyük havuza akar  (gençlik dönemi ). Sonra olgunluk ve yaşlılık dönemini ifade eden büyük havuza dökülür. Oradan da toprağa karışması ölümü temsil eder.

Sabancı Müzesi: Sabancı müzesi şehrin oluşum süreçlerini ve kültürel yaşamını esas almış koleksiyon ve objelerden oluşmakta, ayrıca Dilek Sabancı Sanat Galerisi’nde “Batının Gözüyle Doğu Fotoğrafları ve Mardin’de bir Oryantalist: Marius Bauer” kalıcı sergileri görmeye değer…

Deyrulzafaran Manastırı: Mardin’in 4 km doğusunda dağ yamacında zeytinler arasında yer alan ve Hz. İsa’dan sonra 5. yüzyılda inşa edilen bu manastır muhteşem mimarisinin yanında Süryani Kilisesi’nin en önemli merkezlerinden biri olmuştur. 1932’ye kadar Süryani Ortodoks patriklerinin ikamet yeriymiş. Manastır’ın girişinde bizi başrahip Gabriel karşılıyor. Kısım kısım anlatmaya başlıyor: Bodrum katı 5. yüzyılda inşa edilmiştir. Güneş Tapınağı olarak kullanılmıştır. Tavanı oluşturan her bir taşın 4 ton ağırlığında; taşların dizilimlerinin ortadan V şeklinde olduğunu ve çatının tam ortasında bir kilit taşla kilitlendiğini anlatıyor. Başrahip, Manastırın bugünkü haline ancak 18. yüzyılda geldiğini söylüyor. Azizlerin lahitlerinin olduğu bölümü gezdirdikten sonra hep birlikte 15 kadar ziyaretçiyi ayin yapılan kiliseye alıyor. Büyük yangın geçirmiş olan bu kısımda mevcut turkuaz renkli tavan mimarisinden geriye sadece sağ duvardaki bir freskin kalmış olduğunu anlatıyor ardından. Meryem Ana Kilisesi olarak anılan aslında manastırında ilk kilise kısmında müze olarak kullanılan alanda 3 ahşap kapı mevcut. Bunların yanı sıra duvarda bez freskler ve ilk basımı yapan İncil kalıplar ve baskı malzemeleri sergilenmekte… Sonra orta avluya çıkıyoruz genel bilgilerin verilmesinin ardından Baş Rahip Gabriel Bey’e alakasından dolayı teşekkür edip manastırı zeytinler arasından geçerek terk edip Mardin’e dönüyoruz… Mardin’in olmazsa olmaz görülmesi gereken mekânlarından birisi…

Mardin’e Veda

Mezopotamya’nın Antik Şehri Dara ve Ünlü Midyat: Mardin ile Nusaybin yolu arasında yer alan ve Mardin’e 15-20 kilometre uzaklıkta olan bu tarihi Dara Antik Kenti için Mezopotamya’nın Efes’i deniyor. Mardin’in şehir içi oldukça güvenli, misafirperver ve paylaşmayı seven dürüst insanların şehri lakin tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan antik kenti gezme arzumuz bugünlerde maalesef güvenlik açısından risk arz ediyormuş… Bir dahaki ziyaretimize erteliyoruz Dara ve Midyat’ı… Umuyorum ülkemiz yeniden kardeşliğin, barışın yaşandığı günlere en kısa zamanda dönecek ve bu dünya ölçeğinde önemi olan kültürel miraslarımızı rahatlıkla huzur içinde tüm yerli ve yabancı ziyaretçilerin hizmetinde olur… diyerek dostum Murat Bey ile vedalaşıp İstanbul’a 18.25 uçağına yetişmek üzere,  Mahmut Bey ile yola çıkıyoruz. Mardin Havalimanı’nda beni muhabbetle kucaklayıp uğurlayan Mahmut, Murat, Hüseyin, Furkan kardeşlerimi bana bu güzel anları yaşattıkları için teşekkür ederek İstanbul’a dönüyorum…Bir daha ki sefere Midyat ve Dara için gelmek üzere kadim şehir Mardin’e gün batmadan veda ediyorum…

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Kale Gündem Gazetesi’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Samet Topkara yazdı: “Yaralarımızın Tercümanı Türkülerimiz”

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.