Eski Türklerde Güvenlik Teşkilatı - Kale Gündem - Haberler - Son Dakika Haberleri - Malatya Kale İlçesi
DOLAR

32,5941$% 0.28

EURO

34,8411% 0.12

STERLİN

40,7298£% 0.06

GRAM ALTIN

2.487,39%0,15

ÇEYREK ALTIN

4.249,00%0,02

BİTCOİN

2070335฿%4.15308

İmsak Vakti a 04:17
Malatya AÇIK 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Eski Türklerde Güvenlik Teşkilatı


Kale Gündem – Tarih boyunca kurulan Türk Devletleri, güvenlik ihtiyacının karşılanmasına büyük önem vermişler ve bu maksatla çeşitli güvenlik kurumları oluşturmuşlardır. Askerî yapıda olan bu kurumlar barış dönemlerinde emniyet ve asayişi sağlarken, gerektiğinde savaş dönemlerinde dış tehditlere karşı kullanılmışlardır.   

Dünya devletleri ile karşılaştırıldığında, Türk milletinin teşkilatlanma geleneğini koruyarak istikrarlı ve uzun ömürlü devletler kurduğu tarihi kayıttır. Türkler, tarih sahnesinde yer almaya başladığından bu yana, halkın güvenlik ve huzur içinde yaşaması için zamanın şartlarına uygun yasalar çıkarmışlardı. Türkler, asayiş ve kolluk görevlerini çıkardıkları yasalarla desteklemişlerdir.

Oğuz Kağan, açık ve sade yazılmış gelenek ve göreneklerin birleşmesinden oluşan, yasa ve emirlerin yer aldığı “Oğuz Töresi” ile, Cengiz Han da halkını, adaletle yönetmek için kısmen gelenek ve göreneklerin kısmen de imparatorluğun gereksinimlerine yönelik toplumu öğütleyerek yasalar bırakmışlardı.

Bir nevi vasiyet edilen öğütler toplumun kalbine işleyerek yerleşmişti. Bu yasalar da kuşaklar boyu dilden dile aktarılarak, vesikalara yazılarak uzun zaman yaşatılmıştı.  Emniyetin ve huzurun sağlanması için yasaların uygulanması için de gerekli güvenlik teşkilâtlarını kurarak ve askerî güçlerini kullanarak yerine getirmişlerdi. Türkler göçebe hayatı sebebi ile sürekli düşmanlarla karşılaştığı için, asayiş tarihleri ile askeri tarihleri daima iç içe olmuştur.

Türklerde devlet geleneği, tarihin en eski devlet ve ordu kurucularından olmaları nedeniyle, binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Ülkelerinde dirlik ve düzenin korunmasına büyük önem veren Türkler, bu düzeni sağlayacak kolluğun en etkili şekilde oluşturulmasında titiz davranırlardı. Her ne şartta olursa olsun sefere veya savunmaya gidilse bile kuvvetin onda biri geride emniyet ve asayişi sağlamak üzere bırakılırdı.

Türkler, asayiş hizmetlerini yürütürken tepeler üzerinde düşmanı gözetlemek için yerler yapmışlar ve bu gözetleme yerlerine “karakol” adını vermişlerdir. Düşman belirince buralarda ateş yakmak suretiyle işaret verirler ve kısa bir süre içinde merkezi tehlikeden haberdar ederlerdi. Gözetleme kuleleri, Peçenek Türklerinde “karaku-katay” olarak adlandırılmaktaydı.     

Türkler İslamiyet’i kabullerinden sonra kurdukları devlet yapılarındaki zabıta ve asayiş konularını da İslam kültüründen izler taşıyarak sürdürmüşlerdir. Türkler, Anadolu’ya yerleştikten sonra, Anadolu Selçuklularının idaresi altında büyük bir kültür varlığına sahip siyasî ve askerî güç meydana getirerek fikir ve sanat bakımından da üstün bir medeniyet oluşturdular.

Uygulamış oldukları tedbirler sayesinde Anadolu’da, emniyet ve asayiş bakımından o zamana kadar hüküm süren karışıklıklara son verilmiş oldu.

Hemen hemen bütün Türk-İslam devletlerinde cezaî, mülkî ve yargı yetkilerini kendisinde toplayan kadılar, devletin aslî unsurlarından biri olmuştu. Kadılar, şehirlerin başında mülkî ve askerî yetkilerle donatılmış olan subaşılarla sıkı bir iş birliği yaparak emniyet ve asayiş meselelerinde karar makamı durumundaydı.

Subaşıların, icra ettiği görevlerin, günümüzün jandarma görevlerine benzer olduğu görülmektedir. Subaşılar, bugünkü jandarmada olduğu gibi, savaş döneminde düşmana karşı savaşırken, barış dönemlerinde bulundukları bölgelerde devlet adına kamu düzenini ve güvenliği sağlamışlardır. Türklerin asayiş ve zabıta tarihinde önemli bir role sahip subaşıyı, tarihimizde ilk “zabıta amiri” olarak nitelendirmek mümkündür.

İlk Türk devletlerinde zabıta hizmetleriyle ilgili olarak karşılaşılan ikinci terim “daruga”dır. Gerek Türklerde ve gerekse Orta Asya Moğollarında inzibat amirine “damga” denmiştir.

Timur ve Orta Asya Türkleri arasında bu söz, “emniyet müdürü” karşılığı olarak kullanılmaktaydı. Bu ünvan da bugün dahi bazı yerlerde kullanılmaktadır.

Selçuklu Devleti’nde Güvenlik Kolu

Selçuklularda “subaşı” ordu komutanlarına verilen bir ünvan olarak kullanılmıştı. Bu ünvana sahip olan kişiler sorumlu oldukları bölgenin emniyet ve asayişini emrindeki “şıhne”, “dizdarlar” ve “prabanlar” aracılığıyla yerine getirmişti. Osman Bey, 1301 yılında Karacahisar’ı ele geçirdikten sonra bu şehrin idaresini oğlu Orhan Bey’e vermiş ve subaşı olarak Gündüz Alp’i atamıştı. Böylece Osmanlılarda ismi bilinen ilk zabıta amiri Gündüz Alp olmuştur. Selçuklularda asayişin sağlanmasında görev yapan subaşılar, Osmanlı Devleti’nde de zabıta amiri olarak görev yapmıştı. Eyaletlerde Beylerbeyleri, sancaklarda ise Sancak Beyleri emirlerindeki sipahi askerleriyle bölgelerinde emniyet ve asayişi sağlamıştı.

Dünya tarihinde önemli devletlerden birini kuran Oğuzların Kayı Boyu’ndan Osmanlılar, diğer Türk boyları gibi Orta Asya’dan Anadolu’ya gelmişlerdi. Bu tarihlerde Selçuklular ile Moğollar, Anadolu’da bir güç mücadelesi içindeydiler. Bu yüzden Selçuklular güç takviyesi açısından doğudan gelen Türk topluluklarına ihtiyaç duyuyordu. Kayı Boyu, Selçukluların bu ihtiyaçlarına uygun olarak öncelikle Ankara ve Karacadağ bölgesine ve daha sonra da Söğüt ve Domaniç taraflarına yerleştirildi. Bizanslılara karşı Selçukluların uç beyliğini yapan bu Türk boyu, Osman Bey’in idaresinde, 1299 yılında bağımsızlığını ilân ettiğinde Anadolu’da emniyet ve asayiş bakımından tam bir düzensizlik hâkimdi. Adil ve sağlam bir idarenin olmaması güvensizlik ve kargaşa ortamına sürüklüyordu. Osman Bey’in kurduğu küçük beylikte yaşayan Türkler iyi bir idareye kavuşmuş olmalarından ve asayişin sağlanmış olmasından dolayı rahat ve huzur içerisinde yaşamaktaydı. Adalet arayan Müslümanlar dışında Bizans İmparatorluğu’nun zulmünden kaçan birçok Hristiyan da bu küçük beyliğe göç etmeye başlamıştı. Osmanlı idaresi her türlü keyfî vergileri kaldırarak herkese kanunlarla birlikte huzur ve güven ortamı sağlanmıştı.

Türklerin, güvenliğin sağlanması için askerî nitelikli güçlü bir teşkilat oluşturması ve bu teşkilatı gerektiğinde savaş dönemlerinde de kullanması mantıklı bir tecrübeye dayanmaktadır. Bu devlet geleneği, bugüne kadar çeşitli isimlerle devam etmiş ve dünyadaki diğer güvenlik kuvvetleri için bir model oluşturmuştur. 

Osmanlı Devleti’nde Güvenlik Kolu

Devletin ilk kuruluş aşamasındaki basit bir teşkilâtla idare edilen hükümet mekanizması daha sonraları genişleyen sınırlarla karmaşık bir durum almaya başlamıştı. Devlet bu duruma çözüm bulmak için hem idare sistemini hem de aşiret ordusu görünümünde olan askerî kuvvetlerini düzenleme yoluna gitmişti. 

Osmanlı Devleti’nin eyaletlerinde, zabıta işlerini tımarlı sipahiler yürütmekteydi. 2. Mahmut bu teşkilatın askerleriyle yeni bir inzibat kuvveti kurmaya çalışmış, çeşitli yerlerde alaylar kurmuş ve bunların komutasını muvazzaf subaylara vermişti. Bu yeni oluşum zaptiye kadrosunun da temelini oluşturmuştu.

Osmanlı’da zaman içerisinde güvenlik hizmetini farklı kurumlar yerine getirmeye başlamıştır. Güvenlik hizmetlerinde; kazalarda subaşılar, sancaklarda sancak beyleri görev yapmışlardır. İstanbul’da ise emniyet ve asayiş hizmeti farklı bir anlayışla, ancak yarı askerî bir kolluk kuvveti olan, “Karakullukçu” denen yeniçeriler vasıtasıyla sürdürülmüştür. Kolluk görevlileri aynı zamanda askerî inzibat görevini de yerine getirirlerdi. Yeniçeri Ağası emniyet ve asayişten sorumluydu. Yeniçeri Ağaları zaman zaman İstanbul’da kol gezerek şehrin asayişini ve düzenini sağlamakla görevliydiler.

1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra İstanbul ve Anadolu’da ayrı kolluk teşkilâtları ortaya çıkmıştı. İstanbul’da yeniçeriler sarayın dışında, cebeciler saray çevresinde, kaptan paşalar Kasımpaşa çevresinde emniyet ve asayişin sağlanmasından sorumlu olmuştu.

Anadolu’da ise subaşılık teşkilâtı devam etmiş, bunun yanında emniyet ve asayişin sağlanması için şehir kasaba ve köylerde kullukçular, yol ve geçitlerin güvenliği için derbent teşkilatı görev yapmıştı. Tımarlı subaşı ise sancak beyinden sonra sipahilerin en önemli subayıdır. Görevi, bulunduğu eyalet ve sancak merkezlerinin idare amirliğidir. Bunların dışında, şehir dışında asayişi sağlayan kır serdarları ve cezaevlerinden sorumlu tomruk ağaları yaptıkları görevlerle kolluk tarihinde asayiş sisteminin ilk örneklerini oluşturmuştu.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Kale Gündem gazetesinin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Tarihin İzinde Kervansaraylar

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.