Ahmet Aytaç, Kale Gündem - Haberler - Son Dakika Haberleri - Malatya Kale İlçesi sitesinin yazarı
DOLAR

32,2126$% 0.11

EURO

34,9827% -0.02

STERLİN

40,9707£% 0.03

GRAM ALTIN

2.503,79%0,04

ÇEYREK ALTIN

4.055,00%0,02

BİTCOİN

2262802฿%-1.8201

İmsak Vakti a 03:23
Malatya AZ BULUTLU 22°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Ahmet Aytaç

Ahmet Aytaç

20 Haziran 2023 Salı

    Tencere iktidar paradoksu

    Tencere iktidar paradoksu
    3

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Kale Gündem – Rahmetli Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e atfedilen bir söz vardır: “Boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur.” Ancak bu söz sanırım AK Parti hükûmetleri döneminde geçerliliğini yitirdi. Zira AK Parti seçmeni oy verirken tencerenin dolup dolmadığına bakmıyor. Aç kalmayı göze alıyor fakat yine de iktidar partisinden vazgeçmiyor. O halde iktidar karşıtı politika yapan muhalefetin seçmenleri ikna etmek için daha farklı argümanlara ihtiyacı vardır. Patates-soğan fiyatlarının dahi herhangi bir geçerliliği olmadığına göre ekonomi alanında daha farklı çözüm önerilerine odaklanmaları gerekmektedir.

    Benim amacım muhalefete yol göstermek falan da değil. Uzun yıllar AK Parti iktidarında ekonomi bakanlığı yapmış politikacılar hali hazırda muhalefet bileşenlerini oluşturuyor. Ancak yine de söylemleri toplumda yeterince karşılık bulamıyor. Zira Türk toplumunun oy verme refleksleri çok farklı bir sosyolojiye dayanıyor. Tarihte süregelen bir lider kültü peşinden gitme alışkanlığı var. O lider güçlü, karizmatik ve sürekli dünyaya meydan okuyan biri olunca da tencereyi kimse umursamıyor. Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu insanı açıdan iyi biri olabilir. Devlet tecrübesine bir de uzun yıllar boyunca CHP’de verdiği mücadelede siyasi tecrübe de kazanmış olabilir ama yetmiyor işte! Batı demokrasileri için ideal bir aday olabilecek Kemal Kılıçdaroğlu, Türk toplumunun siyaset sosyolojisi açısından pek de tercih edilecek bir aday profili değil. Ben CHP seçmeni değilim. Sadece cumhurbaşkanı adayı olduğu için seçim başarısı üzerine bir analiz yapıyorum. Evet bu köşede genelde ekonomi yazıyorum ancak ekonomi tek başına değerlendirilecek bir alan değildir. Amacım politik bir yazı yazmakta değildir. Zira politikadan da anlamam ama ekonomiyi değerlendirirken birçok parametreyi de göz önünde bulundurmak zorundasınız. Sonuçta 28 Mayıs tarihinde bir cumhurbaşkanı seçilecek ve bu ülkeyi beş yıllığına yönetecek. Aday profili ve söylemlerinin toplum üzerindeki etkilerini değerlendirmek de istatistik biliminin alanına girer ve dolayısıyla ekonomi bilimine de etki eder.

    Aday profillerinin seçmene etkisi

    Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz bir tarafa bırakarak Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili düşüncelerimi de ifade etmek isterim. 21 yıldır ülkeyi tek başına yöneten bir politikacıya karşı yarışacaksanız politikalarınızı ona göre yapmak zorundasınız. Seçmenlerine her türlü politikayı kabul ettiren bir liderden bahsediyorum. Yaptığı her şeyde bir hikmet aranan bir aday profili ile yarışacaksanız işiniz hiç de kolay değildir. Üstelik devletin bütün imkanlarını seçimde kullanma olanağına sahip iken atacağınız adımlarda kırk defa hesap yapmak zorundasınız. Birkaç soruyla konuyu açayım.

    1.    Deprem bölgesinde neden muhalefet oy alamadı?

    2.    Ekonomik buhran yaşanırken muhalefetin ekonomi vaatleri toplum tarafından neden inandırıcı bulunmadı?

    3.    Oldukça başarılı bir kampanya yürüten muhalefet neden yüzde 50’yi aşamadı?

    Gibi soruları çoğaltmak mümkündür ama ne demek istediğim anlaşıldı sanırım. O halde yukardaki sorulara ve benzerlerine kısaca cevap vererek yazıyı noktalayayım.

    Deprem bölgesindeki toplumun kahir ekseriyeti muhafazakar ve inanç bağları kuvvetli bir seçmen. Oy davranışları yaşadıkları felaketten dolayı hemen değişecek bir seçmen kitlesi değil. İçinde bulundukları sıkıntılı durumdan yine mevcut politikacılar sayesinde çıkacaklarına inanıyorlar. Demek ki muhalefetin ikna gücü ve oradaki vatandaşlarla iletişim kurma konusunda eksikleri var. İkinci olarak yazdığım madde başlığa da koyduğum durumun aynısı. Boş tencere paradoksu AK Parti ve onun toplumun kahir ekseriyeti tarafından karizmatik lider olarak kabul edilen Recep Tayyip Erdoğan faktöründen dolayı seçmen tarafından pek önemsenen bir durum değil. Muhalefetin kampanyasını eski yıllara göre başarılı bulduğumu söyleyebilirim ancak bir şerh düşmem gerekiyor. Sahil şehirlerine sıkışmış bir muhalefetin daha muhafazakar ve milliyetçi olan orta Anadolu ve doğu bölgelerine daha fazla mesai harcamaları gerekiyor. Zira orada geçmişten gelen endişeler de eklenince ekonomik darboğazda olsalar dahi seçmenin oy eğilimi değişmiyor.

    Sonuç olarak muhalefetin seçim kazanması için karizmatik bir lidere ihtiyacı var. Özellikle yeni nesil ile diyalog kurabilen ve onları aynı duyguyu ve düşünce etrafında birleştirecek biri olmalıdır.

    Bir soruyla bitireyim, neden muhalefet her seçim akşamında sessizliğe gömülüyor?

    *Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Kale Gündem Gazetesi’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.