Ahmet Aytaç, Kale Gündem - Haberler, Son Dakika Haberleri, Malatya Kale İlçesi sitesinin yazarı
DOLAR

18,8326$% 0.02

EURO

20,2520% 0.19

STERLİN

22,7392£% 0.39

GRAM ALTIN

1.134,86%0,31

ÇEYREK ALTIN

1.882,00%-0,16

BİTCOİN

436795฿%0.61505

İmsak Vakti a 02:00
Malatya KAPALI -2°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Ahmet Aytaç

Ahmet Aytaç

31 Ocak 2023 Salı

Seçime doğru (1)

1

BEĞENDİM

ABONE OL

Seçime doğru giderken, bir yazı dizisi halinde seçim ekonomisini, hem iktidar hem de muhalefet partileri açısından değerlendirmek istiyorum. Zira seçim sathı mahallinde piyasa beklentilerini biraz da politikacıların vaatleri belirlemektedir. Öncellikle iktidar açısından bir değerlendirme yapmak istiyorum.  Artıları ve eksileriyle detaylı olarak analizlerin yer alacağı bu yazı dizisinde herhangi bir tarafı tutmak, övmek veya öne çıkarmak gibi bir düşüncemin olmadığını baştan belirteyim. Zira ne iktidara ne de muhalefete politik bir yakınlığım yok. İktidar partisi ile başlayayım.

İktidar partisinin avantajları

20 yılı aşkın bir süredir ülkeyi tek başına yöneten iktidar partisi, bu alanda tartışmasız bir başarıya sahip. Dönem dönem dengeler değişse de günün şartlarına göre siyasi pozisyon alıp seçmenlerini de hızlı bir şekilde konsolide edebilen iktidar, bugüne kadar bazen yol kazası yaşamış olsa da genellikle seçimden galip çıkmayı başarmıştır. Bir önceki yazıda Türk toplumunun siyasi tercihlerinde ekonominin birinci neden olmadığını belirtmiştim. Hatta Süleyman Demirel`in “Tencere iktidarı devirir!” sözünün bu iktidar için geçerli olmadığını önemle vurgulamıştım. Biraz daha açayım.

İktidarın ekonomik avantajları

Birkaç madde halinde 2023 seçimlerinde mevcut iktidarın ekonomik olarak büyük bir avantaja sahip olduğunu belirmek istiyorum. Bir sonraki yazıda da dezavantajlarını yazarım. 2023 yılının önemini uzun yıllardır vurgulayan ve sembolik hale getiren iktidar partisi, birçok önemli başlıkta bunu seçmenlerine dayatmış durumdadır. Türk toplumunun geleneksel kodlarını da iyi okuyabilen ve buna göre kampanya yürüten iktidar, seçime yakın bunu adeta kurtuluş savaşına çevirip son bir ayda sonuca gidiyor. Uzun yıllardır muhalefet tarafında ciddi bir boşluğun olması da iktidar partisinin işini kolaylaştırıyor. Peki iktidarın avantajları nelerdir?

  • EYT olayını çözerek büyük bir siyasi desteğe çevirmesi,
  • 3600 ek göstergeyi (her kesim hoşnut olmasa da) kanunlaştırması,
  • Asgari ücreti 8500 lira yaparak, işçi kesiminin az da olma gönlünü alması,
  • Sosyal destekleri artırarak, düşük gelirli kesimleri memnun etmesi,
  • Toplumun değer yargılarını sembolleştirip savunma sanayi ile bütünleştirmesi,
  • Yerli araba (dünya marsı keşfetti!) üreterek dünyaya meydan okuma havası yaratması,
  • Hala batıdan sermaye çekebilen alternatif bir siyasi parti olması,
  • Uzun vadede borçlandırsa da, günlük yaşayan topluma ucuz kredi ile geçici bahar yaşatması,
  • Ve en önemlisi de Bedelli Askerlik kartının seçime yakın bir zamanda kullanacak olması. 2 milyona yakın bedelli hizmetinden faydalanmayı bekleyen seçmenin olduğunu göz önüne alınırsa müthiş bir oy potansiyeli. İktidar partisinin de bu tür durumlarda hiç tereddüt etmeden kanun çıkardığı herkesin malumu.

Yukarıdaki listeyi uzatabilirim. Ancak iktidarın seçim kazanma konusunda herhangi bir zorluk yaşayacağını sanmıyorum. Yukarıdaki maddelerin birçoğu 2018 yılında seçim vaadiydi. Ancak iktidar partisi seçimi garanti altına aldıktan sonra birçoğunu 2023 seçimleri için erteledi. Bu seçimde de bol keseden dağıtarak yine kazanacağını düşünüyorum. Gelecekteki nesilleri borçlandırsa da hiç kimsenin şu anda geleceği düşüneceğini pek sanmıyorum.

Bir sonraki yazıda iktidarın dezavantajlar ile devam edelim.

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Kale Gündem Gazetesi’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Devamını Oku

Seçim Ekonomisi

1

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye 14 Mayıs`ta seçime gidecek. Doğrusu martın sonu nisanın ortaları gibi bir seçim olacağını tahmin ediyordum. Nisan enflasyonu mayısta açıklanacak. Enflasyonun yüzde 30-40 civarında olacağı beklentisiyle seçime gidecek Türkiye, seçim atmosferine girmiş durumda. Resmi olarak ilan edilmese bile 14 Mayıs tarihi dillendirilmeye başlandı. Peki, seçime girecek Türkiye`de ekonomi ne durumda?

Sokak röportajlarında ekonominin kötü olmasından dem vuran necip milletimiz, sandıklar önüne konulunca tepkisini ortaya koyacak mı? Yani Süleyman Demirel`in meşhur sözü “Tencere iktidarı devirir!” gerçekleşecek mi? Benim cevabım: HAYIR!

Tencere her iktidarı götürür ama bu iktidarı götürmez. Yani ekonomik nedenlerden dolayı bu iktidarın değişeceğini sanmıyorum. Seçmen davranışları son yıllarda sadece mutfak endeksli değil. Seçmenler öfkelenmiş olabilir ama Türk toplumu oy verirken ekonomiyi düşünerek sandığa gitmiyor!

Birçok kişi bu düşüncede olmayabilir ve söylediklerime itiraz edebilir. Seçmen davranışlarını analiz ettiğimizde toplumun kahir ekseriyetinin oy rengi seçime yakın netleşiyor. Anket şirketlerinin birçoğunun her seçimde çuvallamasının nedeni tam olarak budur. Seçim döneminde oluşacak(oluşturulan!) siyasi atmosferin seçmen üzerinde büyük etkisi var. Kararsız seçmenin belirleyici olacağı bu seçimde, iktidarın ve muhalefetin yapacağı kampanyalar ile kararsız seçmeni ne kadar ikna edeceğini seçimde göreceğiz.

Yedi Kocalı Hürmüz

İktidarın seçim kazanma konusunda başarısı ortada. 20 yıldır seçim kazanan iktidar partisinin tecrübesini tartışmaya gerek yok. Muhalefet tarafı ise oldukça karışık. 6`lı masanın etrafında birleşen siyasi partilerin heterojen yapısı seçmende güven problemine yol açmaktadır. Her kafadan bir sesin çıkması, toplumun sinir uçlarına dokunulması ve dağınık bir görüntü verilmesi muhalefetin en büyük handikabı.

Ekonominin buhranda olduğu bir zamanda, 20 yıllık iktidar partisi hâlâ en yüksek oyu alabiliyorsa; muhalefet partilerinin yetersizliğinden kaynaklanır veya toplumu inandırıcı bir iletişim politikasının olmadığını gösterir. 7 kocalı hürmüz ifadesini bu yüzden kullandım. Ve bunca ekonomik sıkıntı içinde hâlâ iktidar alternatifi olamıyorlarsa seçmeni suçlamanın hiçbir anlamı yok.

İktidarın Avantajları

2023 seçimlerine sembolik birçok anlam yükleyen iktidar partisi seçmenlerinin motivasyonunu artırmak için;  Lozan Antlaşması’nın biteceğini, ülkenin her tarafından petrol fışkıracağını, Karadeniz gazının çıkarılmasıyla her şeyin bedava olacağını, TOGG otomobilinin piyasaya çıkmasıyla cari dengenin düzeleceğinin yoğun propaganda yapmaktadır.

Muhalefet partileri ise henüz toplu ikna edecek bir ekonomik program açıklamadı.

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Kale Gündem Gazetesi’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Devamını Oku

Seçime doğru

2

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu yazıda da 2023 risk mi? sorusuna cevap aramaya devam edelim. Zira 2023 yılı fırsatları olduğu kadar ciddi risklerin de yaşanabileceği bir yıl olabilir. Ekonomideki kırılganlıklar, seçim yılı ve dış politikada yaşanan yüksek tansiyon önemli risklerin başında gelmektedir.

Ekonomideki kırılganlıklar

Türk ekonomisi son yılların en yüksek cari açığını vermektedir. Bilinçli kur politikası ihracat gelirlerini artırırken aynı zamanda ithalatı da patlattı. Türkiye aramalı ithal eden bir ülke. Parçaları bir araya getirmek ve yurt dışına satmak ihracat gelirlerini artırıyor. Ancak o parçaları yurt dışından ithal ederseniz,  kurun yükselmesi nedeniyle maliyetler artar ve üretim maliyetlerini de karşılayamaz duruma gelirsiniz. Son yayınlanan Merkez Bankası Net Hata Noksan Payı kaleminde çok ciddi artış söz konusudur. Bu da kaynağı belirsiz parada artış demektir ki çok sıkıntılı bir durum. MB rezervlerini yüksek gösterse de kayıt dışı ekonomiye olan talebi artırır ve devletlerin hiç istemediği bir durumdur. Uluslararası alanda çok ciddi sorunlara neden olabilir. Borsa tarafı yine hareketli. Aracı kurumların başı çektiği keriz silkeleme olayında yine mağdur olan her zamanki gibi küçük yatırımcı olmaktadır. Borsa asansör gibi bir yukarı bir aşağı gidip geliyor. Yatırımcının başı döndü dersem abartmış olmam. Yabancı yatırımcının çoktan bavulunu toplayıp çıktığı borsada, küçük balıklar da bir bir avlanıyor. Bu durum nereye kadar sürer bilemem ancak sürdürülebilir değil.

Piyasa öngörüleri

Piyasa anketlerine göre 2023 yılı sonu dolar kurunun ortalama 23 TL olması bekleniyor. Bir önceki yazıda seçime kadar dikkat edilmezse ikinci 6 ayın zor geçeceğini belirtmiştim. Bir ay sonra seçim havasına girecek bir ülkede heterodoks (genişletici) para politikası ve genişletici maliye politikalarının kısa dönemli mutluluğunu yaşayacak bu topluma, seçimden sonra bir faturanın çıkacağı kesin. Ancak yazılacak reçetenin ne kadar ağır olacağına politikacıların seçimden önce yapacakları vaatler belirleyecek. Her kesimin 2023 kader yılı deyip yine vatan kurtarmaya dönüştüreceği bir seçim bizi bekler. Politikacılar seçim döneminde çok fedakarlık yapar! Seçim gecesine kadar halktan biri görünecek, onların sofralarına konuk olacak ve onlar gibi sade giyinecekler. Seçim bitikten sonra onlar kaldığı yerden devam edecek, halk da ödeyeceği fatura ile baş başa kalacak. Politikacılar arasında da herhangi bir ayrım yapmıyorum. 2023 milletvekili maaşının  73 bin 379 TL`yi bulduğu bir ülkede toplumun kahir ekseriyeti asgari ücret ile çalışıyorsa, iktidarı ile muhalefeti arasında çok da fark yok demektir.

Haftaya seçim ekonomisi ile devam edelim.

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Kale Gündem Gazetesi’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Devamını Oku

2023 risk mi?

1

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçen hafta bu köşede “2023 fırsat mı?” yazısında,  hataların tekrar edilmemesi halinde 2023 yılının büyük bir fırsat olabileceğini yazdım. Aksi halde büyük risklerin olduğunu, zor geçen 2022 yılından sonra büyük bir çöküş yaşanabileceğini önemle vurguladım.

Bu yazıda da alt başlıklar halinde 2023 yılının olası risklerini yazacağım.

2023 seçim yılı

Seçim takvimi Haziran 2023 tarihini gösterse de Mart sonu veya Nisan ayının ilk haftasında Türkiye seçime gidecek. Çünkü ekonomik veriler bu aylarda baz etkisiyle mevcut durumun çok altında olacak. Politikacıların kesenin ağzını sonuna kadar açacağını tahmin etmeye gerek yok. Seçimden sonra her türlü bir fatura ödeyecek olan bu topluma kısa dönemli bahar yaşatmayı esirgemeyecek olan politikacılar, her türlü vaadi yapacak.

Faiz

Enflasyonun baz etkisiyle düşeceğini bilen hükümet, toplumun sinir uçlarına dokunmayı göze alarak faizi tek haneye indirdi.  Faiz, İnanç hassasiyeti olan kesimin gönlünü hoş tutmak için tek haneye indirilse de toplum bunun bedelini yüksek enflasyon ile çok ağır ödedi. Resmi rakamlar dışında bir de sokağın enflasyonu var. Seçimden sonra faiz artışları hiç de sürpriz olmayacaktır. Ne kadar olacağını artık politikacıların cesaretine kalmış!

Enflasyon

Enflasyon baz etkisiyle zaten düşecek. Nisan ayında yüzde 40`a kadar düşecek bir enflasyon verisiyle seçime gitmek ister politikacılar. Seçime kadar aylık %3 artsa yıllık veri; Aralık ayında 67, Ocak ayında 55, Şubat ayında 52, Mart ayında 48 ve Nisan ayında 42’ye geliyor. Aylık artışa rağmen yıllıkta düşecek enflasyon rakamlarını topluma başarı olarak sunmak ise politikacıların yeteneklerine kalmış.

Büyüme

Türkiye çok yüksek büyüme potansiyeline sahip bir ülkedir. Büyüme tüketim ağırlıklı olsa da harcamalarından hiçbir ödün vermeyen bu toplum oldukça politikacılar da kredi musluklarını sonuna kadar açar. Bu toplum her ne kadar büyümeden yeterli payı alamasa da, günün sonunda yatağına borçlu da girse, yine de diğer güne mutlu olarak uyanmasını bilir. Mevcut hükümet bu durumun farkında ve durumu iyi idare ediyor.

KKM sorunu

KKM sorunu dedim çünkü “fakirden alıp zengine verme” olayına döndü. Zenginin parasını TL`de tutması için kur farkı veriliyor. Kur farkını alıp mutlu olan zenginler, seçim yaklaştıkça biraz fedakarlık yapacaklar! Detaylarını yazmayayım. Ancak sürdürülebilir bir sistem değil. Seçimden sonra ilk düzenleme yapılacak başlıklardan biri olur diye tahmin ediyorum. Seçim arifesinde Robin Hood unvanını kaptırmak istemeyen politikacılar, kur farkını alan zenginlerden alacağı destekle seçmenlerini mutlu eder sanırım.

“2023 risk mi?” konusuna haftaya da devam edelim. Zira birçok başlık var. Bir yazıya sığdırmak mümkün değil.

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Kale Gündem Gazetesi’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Devamını Oku

2023 fırsat mı?

1

BEĞENDİM

ABONE OL

Herkesin bildiğini tekrar etmenin hiçbir getirisinin olmadığını düşündüğüm için 2023 fırsat mı? başlığını kullandım. Büyük bir ekonomik buhran ile geride bıraktığımız 2022 yılına dair karamsar tabloyu hatırlatıp moralleri bozmak istemem. Veriler açısından pek iç açıcı bir gelişmenin yaşanmadığı 2022 yılından gerekli dersleri çıkarırsak, 2023’ü fırsatlar yılına çevirebiliriz. Aynı hatalarda ısrar edilmesi halinde yıl sonunda hanemize “2023 kayıp yıl” olarak yazılır. Sadece ekonomik buhran yaşamakla kalmaz, büyük bir çöküş yaşarız. Zira fırsatları olduğu kadar riskleri de barındıran bir yıla başlıyoruz. O zaman iyi olandan başlayalım.

2023 yılı ekonomisine dair beklentilerim

Önümüzdeki fırsatları değerlendirirken, aynı zamanda 2023 yılının ekonomisine dair beklentilerimi de paylaşmak istiyorum. Ekonomi tarihçesi yazı dizisinde, ekonomide yaşanan gelişmelerin tarihsel süreç içerisindeki değişimleri ve bu değişimlere öncülük eden akımları anlatmıştım. İnsanlık, avcılık ve toplayıcılıkla başlayan yeryüzü yolculuğunu kendi bilgi ve birikimiyle çok farklı bir boyuta taşımış durumda. Dolayısıyla bireylerin yaşam standartları arttı, tüketim alışkanlıkları değişti ve buna bağlı olarak beklentiler de “karnını doyurmak ve giyinmek” ile sınırlı kalmayıp farklı gezegenleri keşfetmeye kadar yükseldi.  Metaverse teknolojisi ile sınırları zorlayan insanlık, sanal ortamda yeni bir dünya inşa etti. İçinde bulunduğumuz çağı çok iyi değerlendiren devletler ve bireyler, şimdiden bu alanda devasa yatırımlar yapıyor. Küresel rekabet gücünün,  savaş alanında kılıç kullanmaktan sanal alana taşındığı bilgi çağında, teknolojideki gelişmelerden biran geri kalırsanız, rakipleriniz ile aranızdaki farkı kapatmanız imkansız hale gelebilir.

Küresel rekabetten geri kalmamak için içerde yapılacakların listesini aşağıda maddeler halinde yazıyorum:

-Lozan anlaşması anlatıldığı şekilde bittiyse, büyük bir ekonomik kazanca dönüştürülebilir.

-Seçimde istikrarı olumsuz etkileyecek bir sonuç çıkmazsa, güven ve istikrar yeniden tesis edilebilir.

–  Hukuk alanında iyileştirmeler yapılır ve adalet duygusu yeniden inşa edilirse, sermaye gelebilir.

– Doğalgaz rezervleri toplumun hizmetine sunulursa, toplumu rahatlatır ve tüketici güven endeksini artırabilir.

-Yerli otomobil küresel pazarlarda beklediği gibi bir satış hacmine ulaşırsa, dış ticaret açığına olumlu katkısı olabilir.

-Dış politika devletin çıkarına göre revize edilirse, kurdaki oynaklıklar düşer. Bu da rekabet gücünü artırılabilir.

-Faiz tek haneye indirildi. Enflasyon da baz etkisiyle yüzde 40`lara kadar düşecek. Yeni hatalar yapılmazsa, ekonomide iyileşmeler yaşanabilir.

-Seçim etkisiyle kamu harcamaları aşırı artırılmaz, kredi genişlemesi abartılmazsa, 2. altı ayda kayıplar daha da azaltılır ve 2023 beklentilerin üzerinde olumlu geçebilir.

-Belirsizlikler azaltılır ve beklentiler iyi yönetilirse, kapasite kullanım oranı artar. Bu da istihdama olumlu yansıyabilir.

-Fırsat maliyetleri iyi analiz edilirse, yeni yatırım alanları oluşur. Küresel sermayenin payının da artmasıyla, GSMH’de hedeflenen 1 trilyon doların üzerine çıkılabilir.

Bu listeyi uzatabilirim. Ama yukarıda yazdığım maddeler genel çerçeve hakkında fikir edinmek için yeter ve artar. 2023 fırsat mı? sorusunun cevabı yukarıdaki maddelerde yazılan hataların tekrar edilmemesi  ve diğer çalışmaların yapılmasına bağlıdır. Ekonomi bir bütündür. Ekonomi; hukuk, kişisel hak ve hürriyetler, basın özgürlüğü alanındaki gelişmelerden bağımsız değildir. Küresel endekslerde listelerin en alt sıralarında yer almamak için diğer alanlarda da iyileştirmeler yapmak zorundasınız. Aksi halde açıkladığınız verilerin güvenirliği olmaz ve küresel rekabet etme şansınız kalmaz.

Haftaya risklerle devam edelim.

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Kale Gündem Gazetesi’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.